Sıkça Sorulan Sorular
Hukuki süreçler hakkında en çok merak edilen sorular ve yanıtları
Ağır ceza davası, Türk Ceza Kanunu'nda daha yüksek yaptırımlarla cezalandırılan ve ağır ceza mahkemelerinin baktığı ciddi suçlara ilişkin ceza yargılamasıdır. Kasten öldürme, cinsel suçlar, uyuşturucu ticareti gibi suçlar bu kapsamdadır. Bu davalar genellikle uzun yargılama süreçleri ve kapsamlı delil incelemeleri içerir.
Ceza davalarında beraat kararı, sanığın üzerine atılı suçun işlenmediğinin veya ispat edilemediğinin mahkeme tarafından tespit edilmesi halinde verilir. Türk ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır”ilkesi gereği, suç kesin ve açık delillerle ispatlanmadıkça mahkumiyet kararı verilemez.
Beraat kararı alınabilmesi için en önemli unsur, dosyada bulunan delillerin sanığın suç işlediğini kesin olarak ortaya koymamasıdır. Eğer deliller yetersiz, çelişkili veya şüpheye açık ise mahkeme sanık lehine karar vermek zorundadır. Bu noktada savunmanın doğru kurulması, delillerin etkin şekilde değerlendirilmesi ve hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkarılması büyük önem taşır.
Ayrıca sanığın suçu işlemediğinin somut verilerle ortaya konulması, tanık beyanları, kamera kayıtları, mesaj içerikleri veya teknik incelemeler ile desteklenmesi beraat ihtimalini güçlendirir. Mahkeme, tüm bu unsurları birlikte değerlendirerek suçun sabit olup olmadığına karar verir.
Sonuç olarak beraat kararı, yalnızca “suçsuz olduğunu söylemekle” değil; suçun ispat edilemediğini veya sanığın suçu işlemediğini hukuken ortaya koymakla mümkündür. Bu nedenle ceza davalarında savunmanın doğru strateji ile yürütülmesi, davanın sonucunu doğrudan etkileyen en önemli faktördür.
En Büyük Hata: Süreci Hafife Almak
Ceza davalarında en sık karşılaşılan hatalardan biri, sanığın yargılama sürecini yeterince ciddiye almaması ve beraat kararının kendiliğinden verileceği yönünde hatalı bir kanaate sahip olmasıdır. Oysa ceza yargılaması, teknik kurallara bağlı, delil değerlendirmesinin titizlikle yapıldığı ve her beyanın hukuki sonuç doğurduğu bir süreçtir.
Eksik veya hatalı yapılan savunmalar, yanlış ifade verilmesi ya da dosyaya sunulması gereken delillerin zamanında ibraz edilmemesi, davanın seyrini doğrudan etkileyebilir. Bu tür eksiklikler, gerçekte zayıf olan bir dosyanın dahi sanık aleyhine sonuçlanmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle ceza davalarında sürecin her aşamasının dikkatle ve özenle yönetilmesi büyük önem taşır.
Beraat Tesadüf Değildir
Beraat kararı, tesadüfi bir sonuç değil; doğru ve etkili bir savunma sürecinin doğal bir sonucudur. Ceza yargılamasında sanığın lehine olan hususların ortaya konulması, delillerin doğru analiz edilmesi ve hukuka aykırı unsurların tespit edilerek değerlendirme dışı bırakılması, beraat kararına giden sürecin temelini oluşturur.
Bu bağlamda beraat, yalnızca iddiaların reddedilmesiyle değil; dosyanın bütüncül şekilde ele alınması, savunmanın hukuki çerçevede sistematik olarak kurulması ve yargılama sürecinin profesyonel bir bakış açısıyla yönetilmesi ile mümkündür. Dolayısıyla ceza davalarında başarı, tesadüfe değil; doğru stratejiye ve etkin savunmaya bağlıdır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için hemen bizimle iletişime geçin.
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası devam ederken tarafların ve özellikle çocukların ekonomik açıdan mağdur olmaması amacıyla mahkeme tarafından geçici olarak hükmedilen nafaka türüdür. Bu nafaka, dava süresince geçerli olup, yargılama sonuçlanıncaya kadar tarafların geçimini güvence altına almayı hedefler.
Boşanma davası süreci çoğu zaman uzun sürdüğünden, bu süreçte gelir elde edemeyen veya geçimini sağlayamayan eşin korunması gerekir. Aynı şekilde müşterek çocukların bakım, eğitim ve sağlık giderlerinin de aksatılmaması büyük önem taşır.
Bu nedenle mahkeme, dava açıldığı andan itibaren gerekli gördüğü durumlarda tedbir nafakasına hükmederek tarafların ve çocukların mağduriyetini önler.
Ağır Ceza Mahkemesi, kasten öldürme, uyuşturucu ticareti gibi ağır suçlara bakar.
Asliye Ceza Mahkemesi ise hakaret, tehdit ve basit yaralama gibi daha hafif suçları yargılar.
Ağır Ceza Mahkemesi üç hakimden oluşurken, Asliye Ceza Mahkemesi tek hakimlidir.
Bu nedenle ağır ceza davaları daha kapsamlı ve uzun sürerken, asliye ceza davaları kesin olmamakla birlikte daha hızlı sonuçlanabilir.
Boşanma davası süresi davanın türüne ve koşullarına göre değişir. Anlaşmalı boşanma genellikle 1-3 ay içinde sonuçlanırken, çekişmeli boşanma davaları 1-3 yıl sürebilir. Mahkeme yoğunluğu, delil toplama süreci ve tarafların tutumu süreyi doğrudan etkiler. Eğer boşanma dava dosyası İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay safhalarını da görecekse 5-6 yıla kadar uzayabilir.
Tutuklama kararına karşı itiraz hakkı bulunmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 101 ve devamı maddeleri uyarınca, şüpheli veya sanık hakkında verilen tutuklama kararına karşı üst mahkemeye itiraz edilebilir.
İtiraz dilekçesinde; kaçma şüphesinin bulunmadığı, delillerin büyük ölçüde toplandığı, adli kontrol tedbirlerinin yeterli olacağı ve tutuklamanın ölçülülük ilkesine aykırı olduğu hususları ayrıntılı şekilde açıklanmalıdır.
Özellikle sabit ikametgah, düzenli iş hayatı, aile bağları ve soruşturma sürecindeki iş birliği gibi hususlar, tutukluluğun devamına ilişkin değerlendirmenin değiştirilmesinde önem taşıyabilmektedir.
Tutuklamaya itiraz dosya üzerinden incelenebileceği gibi, gerekli görülmesi halinde mahkeme tarafından ek değerlendirme de yapılabilir. Her somut olayın özellikleri farklı olduğundan, itiraz sürecinin bir ceza avukatı tarafından yürütülmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.
Tutukluluk süresi suçun niteliğine göre değişir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda en fazla 2 yıl, diğer suçlarda ise 1 yıl tutukluluk uygulanabilir. Zorunlu hallerde bu süreler uzatılabilir, ancak toplam süre belirli sınırları aşamaz. Tutukluluk kararına itiraz hakkınız bulunmaktadır.
Cumhuriyet Savcılığı veya kolluk birimleri tarafından ifadeye çağrılan kişinin belirtilen gün ve saatte ifade vermek üzere hazır bulunması gerekmektedir.
Haklı ve geçerli bir mazeret olmaksızın ifade vermeye gitmeyen kişiler hakkında Cumhuriyet Savcısı tarafından zorla getirme kararı verilebilmektedir. Bu durumda kişi, kolluk görevlileri tarafından bulunduğu yerden alınarak ifade işlemi için ilgili birime götürülebilir.
Ancak her ifadeye çağrılma durumu kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. İfade alma işlemi; şikayet, ihbar, tanık beyanı veya soruşturmanın aydınlatılması amacıyla gerçekleştirilebilmektedir.
Özellikle ceza soruşturmalarında verilecek ilk ifade, dosyanın ilerleyen aşamalarını doğrudan etkileyebileceğinden, ifade öncesinde dosyanın değerlendirilmesi ve hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır.
Bu nedenle ifadeye çağrılan kişilerin, süreci bir ceza avukatı eşliğinde yürütmeleri hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.
Trafik kazası tazminatı hesaplanırken maluliyet (sakatlık) oranı, mağdurun yaşı ve gelir durumu, kusur oranları ve tedavi giderleri dikkate alınır. Aktüerya hesabı yapılarak gelecekte elde edilecek gelir kaybı, tedavi masrafları ve bakım giderleri belirlenir. Manevi tazminat ayrıca değerlendirilir.
Hakkında yakalama kararı bulunduğunu düşünen kişiler, öncelikle e-Devlet ve UYAP Vatandaş Portal üzerinden dosya kayıtlarını kontrol edebilirler. Ancak uygulamada her yakalama kararı sistemler üzerinden anlık olarak görüntülenemeyebilmektedir.
Özellikle soruşturma aşamasında verilen bazı yakalama kararları yalnızca kolluk birimleri ve ilgili savcılık makamları tarafından görülebilmektedir. Bu nedenle e-Devlet üzerinde herhangi bir kayıt görünmemesi, kesin olarak yakalama kararı bulunmadığı anlamına gelmez.
Hakkında yakalama kararı bulunduğundan şüphelenen kişilerin, bir ceza avukatı aracılığıyla dosya incelemesi yaptırmaları ve gerekli hukuki değerlendirmeyi almaları hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.
Adli yardımdan yararlanabilmek için maddi durumunuzun dava masraflarını karşılayamayacak düzeyde olduğunu belgelemeniz gerekir. Yoksulluk belgesi, gelir durumu belgesi veya sosyal yardım aldığınıza dair belgeler başvuruda istenir. Adli yardım hakkı anayasal bir güvencedir.
Adli kontrol, ceza muhakemesi sürecinde tutuklama yerine uygulanan koruma tedbirlerinden biridir. Mahkeme veya hakim tarafından, kişinin tutuklanması yerine belirli yükümlülüklere tabi tutulmasına karar verilebilmektedir.
Adli kontrol kapsamında yurt dışına çıkış yasağı, belirli günlerde karakola imza verme yükümlülüğü, belirli bölgelere gitmeme veya elektronik kelepçe uygulanması gibi çeşitli tedbirler uygulanabilmektedir.
Adli kontrol kararı verilmesindeki temel amaç, kişinin özgürlüğünü tamamen kısıtlamadan soruşturma ve kovuşturma sürecinin sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlamaktır.
Kıdem tazminatı alabilmek için aynı işverene bağlı en az 1 yıl çalışmış olmak gerekir. İşveren tarafından haksız fesih, emeklilik, askerlik, kadınlar için evlilik nedeniyle 1 yıl içinde istifa, sağlık nedenleri veya işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı tazminat hakkı doğurur.
Tutuklama kararının ne kadar sürede kaldırılacağı, dosyanın niteliğine, suçun türüne ve soruşturmanın geldiği aşamaya göre değişiklik göstermektedir.
Mahkeme, belirli aralıklarla tutukluluk incelemesi yapmakta ve tutuklamanın devam edip etmeyeceğini değerlendirmektedir. Ayrıca şüpheli veya sanık tarafından yapılan tahliye talepleri ve tutukluluğa itiraz başvuruları da mahkeme tarafından incelenmektedir.
Kaçma şüphesinin ortadan kalkması, delillerin toplanmış olması veya adli kontrol tedbirlerinin yeterli görülmesi halinde tahliye kararı verilebilmektedir. Her dosyanın kendi özel koşulları bulunduğundan sürecin profesyonel hukuki destek ile takip edilmesi önemlidir.
Miras paylaşımı Türk Medeni Kanunu'ndaki yasal miras paylarına göre yapılır. Birinci zümre mirasçılar (alt soy - çocuklar) ve sağ kalan eş önceliklidir. Eş varsa mirasın 1/4'ü eşe, kalanı çocuklara eşit paylaştırılır. Mirasçılar anlaşamazsa ortaklığın giderilmesi davası açılır.
Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi kapsamında düzenlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçu bakımından hapis cezası öngörülmektedir.
Ancak uygulamada ilk kez bu suç nedeniyle işlem gören kişiler hakkında çoğu zaman tedavi ve denetimli serbestlik tedbirleri uygulanmaktadır. Kişinin yükümlülüklere uygun davranması halinde ceza davası açılmayabilmekte veya süreç farklı şekilde sonuçlanabilmektedir.
Buna karşılık yükümlülüklere aykırı davranılması veya tekrar suç işlenmesi halinde hapis cezası gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle TCK 191 kapsamında yürütülen süreçlerin dikkatle takip edilmesi önem taşımaktadır.
Tapu iptal davası, hukuka aykırı olarak yapılan tescillerin düzeltilmesi için açılan davadır. Sahtecilik, hata, hile, gabin veya ehliyetsizlik gibi nedenlerle açılabilir. Zamanaşımı süresi 10 yıldır; ancak dürüstlük kuralına aykırı edinimler için süre işlemez.
Dolandırıcılık suçlarında her dosyada tutuklama kararı verilmesi söz konusu değildir. Ancak suçun niteliği, mağdur sayısı, zarar miktarı, delil durumu ve şüphelinin kaçma ihtimali gibi hususlar değerlendirilerek tutuklama kararı verilebilmektedir.
Özellikle nitelikli dolandırıcılık, bilişim sistemleri kullanılarak işlenen dolandırıcılık veya örgütlü suç iddialarında tutuklama tedbirine daha sık başvurulabilmektedir.
Bununla birlikte tutuklama istisnai bir koruma tedbiridir ve her somut olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Soruşturmanın ilk aşamasından itibaren profesyonel hukuki destek alınması, sürecin sağlıklı şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Manevi tazminat davası, kişilik haklarının (şeref, haysiyet, özel hayat, beden bütünlüğü) ihlal edilmesi halinde açılır. Dava dilekçesi, deliller ve varsa tanık listesi ile yetkili mahkemeye başvurulur. Tazminat miktarı, ihlalin ağırlığı ve tarafların ekonomik durumuna göre hakim tarafından belirlenir.
Gözaltı süresi kural olarak 24 saattir. Ancak suçun niteliğine, şüpheli sayısına ve soruşturmanın kapsamına göre bu süre uzatılabilmektedir.
Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet Savcısının kararıyla gözaltı süresi belirli şartlar altında uzatılabilmektedir. Gözaltındaki kişinin avukatla görüşme, yakınlarına haber verilmesini isteme ve susma hakkı gibi temel hakları bulunmaktadır.
Gözaltı sürecinin hukuka uygun yürütülmesi ve hak kayıplarının önlenmesi açısından profesyonel hukuki destek alınması önemlidir.
Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği'nin belirlediği asgari ücret tarifesi altında kalmamak kaydıyla, davanın türü, karmaşıklığı, tahmini süresi ve avukatın deneyimine göre belirlenir. Ücret, avukat ile müvekkil arasında yazılı sözleşme ile kararlaştırılır.
Kural olarak konutta arama yapılabilmesi için hakim kararı gerekmektedir. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının yazılı emriyle de arama yapılabilmektedir.
Arama işlemleri belirli usul kurallarına tabidir ve bu kurallara aykırı şekilde elde edilen deliller hukuka aykırı delil niteliğinde değerlendirilebilmektedir.
Bu nedenle arama ve el koyma işlemlerinin hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğinin uzman bir ceza avukatı tarafından değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Trafik kazası tazminatı almak için öncelikle kaza tespit tutanağı, tedavi belgeleri ve gelir kaybını gösteren evraklar gereklidir. İlk adım olarak sigorta şirketine başvurulur; ret veya yetersiz teklif halinde Sigorta Tahkim Komisyonu ya da mahkemeye başvurulabilir.
Ceza soruşturmalarında delil elde edilmesi amacıyla cep telefonu, bilgisayar ve dijital materyallere el konulabilmektedir.
El koyma işlemi belirli şartlara bağlı olup, inceleme süreci tamamlandıktan sonra eşyanın iadesi talep edilebilmektedir. Ayrıca hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen el koyma işlemlerine karşı itiraz hakkı bulunmaktadır.
Özellikle bilişim suçları ve dolandırıcılık soruşturmalarında dijital materyaller önemli delil niteliği taşıdığından, sürecin profesyonel hukuki destek ile takip edilmesi önemlidir.
Anlaşmalı boşanma şartları: En az 1 yıl evli olmak, boşanma ve tüm sonuçları (nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat) konusunda tam anlaşma sağlamak ve her iki tarafın mahkemede hazır bulunarak anlaşmayı onaylaması gerekir. Protokol hakim tarafından uygun bulunmalıdır.
El konulan telefonların incelenme süresi dosyanın kapsamına, inceleme yapılacak veri miktarına ve bilirkişi yoğunluğuna göre değişiklik gösterebilmektedir.
Bazı dosyalarda inceleme kısa sürede tamamlanırken, bazı soruşturmalarda süreç aylar sürebilmektedir. İnceleme tamamlandıktan sonra telefonun iadesi talep edilebilmektedir.
Soruşturmanın sağlıklı şekilde takip edilmesi açısından dosya sürecinin düzenli olarak kontrol edilmesi önem taşımaktadır.
Evet, ceza dosyalarında avukat olmadan da savunma verilebilir.
Ancak bazı ağır suçlarda (özellikle ağır ceza mahkemesinde görülen ve cezası yüksek olan davalarda) avukat bulundurulması zorunludur ve yoksa baro tarafından müdafi atanır.
Asliye ceza mahkemesinde görülen birçok dosyada ise kişi kendi savunmasını yapabilir.
Buna rağmen ceza yargılaması teknik ve sonuçları ağır bir süreç olduğundan, savunmanın doğru yapılması için avukat desteği büyük önem taşır.
Yanlış veya eksik savunma, telafisi zor sonuçlara yol açabileceğinden profesyonel destek alınması önerilir.
Hak kaybı yaşamamak ve süreci doğru yönetmek için profesyonel destek alın.
Uyuşturucu madde ticareti suçları Türk Ceza Kanunu'nun 188. maddesi kapsamında ağır yaptırımlara bağlanmıştır.
Bu tür soruşturmalarda ifade aşamasından itibaren yapılacak açıklamalar, dosyanın ilerleyen sürecini doğrudan etkileyebilmektedir. Kullanıcılık ile ticaret arasındaki ayrım, ele geçirilen madde miktarı, dosya kapsamı ve diğer deliller büyük önem taşımaktadır.
Bu nedenle soruşturmanın ilk anından itibaren profesyonel hukuki destek alınması hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir.
Trafik kazası zamanaşımı süreleri hasarın türüne göre değişir. Maddi hasarlı kazalarda 2 yıl, yaralanmalı kazalarda 8 yıl, ölümlü kazalarda ise 15 yıl zamanaşımı süresi uygulanır. Bu süreler kaza tarihinden itibaren başlar ve süre içinde dava açılmazsa hak kaybedilir.
Etkin pişmanlık, bazı suç tiplerinde failin suçun ortaya çıkarılmasına veya zararların giderilmesine katkı sağlaması halinde cezada indirim yapılmasını sağlayan hukuki bir kurumdur.
Özellikle uyuşturucu suçları ve bazı malvarlığı suçlarında etkin pişmanlık hükümleri uygulanabilmektedir. Ancak her suç bakımından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmek için kanunda belirtilen şartların somut olay özelinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Adli yardım başvurusu dava açılacak mahkemeye yazılı dilekçe ile yapılır. Dilekçeye gelir durumunu gösteren belgeler (maaş bordrosu, yoksulluk belgesi, vergi levhası) eklenir. Mahkeme başvuruyu değerlendirerek adli yardım talebini kabul veya reddeder.
Adli sicil kaydının silinme süresi, verilen cezanın türüne ve infaz durumuna göre değişiklik göstermektedir.
Bazı kayıtlar cezanın infaz edilmesinden sonra belirli sürelerin geçmesiyle silinirken, bazı bilgiler arşiv kaydı olarak belirli süre daha sistemde kalabilmektedir.
Adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi konusunda her dosyanın ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
İşe iade davası açmak için iş güvencesi kapsamında olmak (en az 6 ay kıdem, 30+ işçi çalışan işyeri) ve fesih bildiriminden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmak gerekir. Arabuluculuk anlaşmazlıkla sonuçlanırsa 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararları adli sicil kaydında görünmemektedir.
Ancak bu kararlar belirli kamu kurumları ve yargı makamları tarafından görülebilen özel sistemlerde kayıt altında tutulabilmektedir.
HAGB kararının hukuki sonuçları ve ileride doğurabileceği etkiler, her somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Saklı pay (mahfuz hisse), mirasçıların yasal miras payının kanunla korunan kısmıdır. Miras bırakan vasiyetname ile bile bu payı ihlal edemez. Alt soy için yasal payın 1/2'si, ana-baba için 1/4'ü saklı paydır. Saklı pay ihlal edilirse tenkis davası açılabilir.
Ceza soruşturmalarında telefon görüşmelerinin dinlenebilmesi ancak kanunda belirtilen şartların bulunması ve hakim kararı verilmesi halinde mümkündür.
İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbiri yalnızca belirli suçlar bakımından uygulanabilmektedir. Bu nedenle her soruşturmada telefon dinleme kararı verilmesi mümkün değildir.
Telefon dinleme işlemlerinin hukuka uygun yürütülüp yürütülmediği somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Kira artış oranı konut kiralarında TÜFE'nin 12 aylık ortalamasını geçemez. Bu sınırlama 5 yılı aşan kira sözleşmelerinde uygulanmaz. Sözleşmede belirlenen oran TÜFE sınırının altındaysa sözleşmedeki oran geçerlidir. İşyeri kiralarında taraflar serbest belirleyebilir.
Polis tarafından gerçekleştirilen arama ve yakalama işlemlerinde hukuki dayanağın bulunması gerekmektedir. Kural olarak konutta arama yapılabilmesi için hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının yazılı emri aranır.
Arama kararı bulunan durumlarda kolluk görevlilerine gerekli kolaylığın sağlanması gerekir. Ancak kişilerin arama kararını görme ve işlemlerin hukuka uygun yürütülmesini talep etme hakları bulunmaktadır.
Maddi tazminat kapsamında tedavi giderleri, ilaç masrafları, hastane faturaları, ameliyat ücretleri, gelir kaybı (çalışamama süresi), çalışma gücü kaybı, bakım masrafları ve ulaşım giderleri talep edilebilir. Her kalem için belge ve fatura sunulması tazminat miktarını artırır.
Soruşturma veya kovuşturma aşamasında verilen ifadelerin değiştirilmesi veya yeni açıklamalarda bulunulması mümkündür.
Ancak ifadeler arasındaki çelişkiler dosyanın değerlendirilmesinde önem taşıyabileceğinden, yeni beyanların hukuki strateji doğrultusunda verilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu nedenle özellikle ağır ceza ve nitelikli suç dosyalarında ifade değişikliği yapılmadan önce hukuki destek alınması tavsiye edilmektedir.
Bazı dava türlerinde mahkemeye başvurmadan önce arabuluculuk zorunludur. İş davaları (işe iade, kıdem tazminatı), ticari davalar (belirli tutarın üzeri) ve tüketici davaları arabuluculuk şartına tabidir. Arabuluculukta anlaşılamazsa dava açılabilir.
Şikayete bağlı suçlarda mağdurun şikayetini geri çekmesi halinde soruşturma veya dava sona erebilmektedir.
Ancak bazı suçlar şikayete bağlı olmadığından, mağdurun şikayetinden vazgeçmesi davanın düşmesi sonucunu doğurmaz. Özellikle kamu düzenini ilgilendiren suçlarda yargılama süreci şikayetten bağımsız olarak devam edebilmektedir.
Bu nedenle her dosyanın suç tipi bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen asgari ücret tarifesi, davanın türü, karmaşıklığı ve tahmini süresi dikkate alınarak belirlenir. Ücret, avukat ile müvekkil arasında yazılı sözleşme ile kararlaştırılır ve genellikle peşin veya taksitli ödeme seçenekleri sunulur.
Hakkında şikayet bulunduğunu düşünen kişiler, e-Devlet ve UYAP Vatandaş Portal üzerinden dosya sorgulaması yapabilmektedir.
Ancak soruşturmanın ilk aşamalarında bazı kayıtlar sistemlere henüz yansımayabilmektedir. Bu nedenle sistemde kayıt görünmemesi kesin olarak şikayet bulunmadığı anlamına gelmeyebilir.
Özellikle ifadeye çağrılma, kolluk tarafından aranma veya başka belirtilerin bulunması halinde profesyonel hukuki destek alınması önem taşımaktadır.
Mal paylaşımı Türk Medeni Kanunu'ndaki edinilmiş mallara katılma rejimine göre yapılır. Evlilik süresince edinilen mallar (maaş, kira geliri, alınan taşınmazlar) eşler arasında eşit paylaşılır. Kişisel mallar (miras, bağış, kişisel eşyalar) ise paylaşım dışında tutulur.
Mahkeme tarafından usulüne uygun şekilde çağrılan kişilerin duruşmaya katılmaları gerekmektedir.
Haklı ve geçerli bir mazeret bulunmaksızın duruşmaya katılmayan kişiler hakkında zorla getirme kararı verilebilmekte, bazı durumlarda ise yargılama kişinin yokluğunda devam edebilmektedir.
Özellikle sanık sıfatıyla yürütülen ceza yargılamalarında duruşma sürecinin dikkatle takip edilmesi önem arz etmektedir.
Sigorta şirketi tazminat talebinizi reddeder veya yetersiz teklif sunarsa, öncelikle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurabilirsiniz. Tahkim, mahkemeye göre daha hızlı ve masrafsız bir çözüm sunar. Tahkim kararından da memnun kalmazsanız veya doğrudan mahkemeye başvurmayı tercih ederseniz tazminat davası açabilirsiniz.
Adli yardım kapsamında yargılama giderleri, harçlar, avukatlık ücreti, keşif masrafları, bilirkişi ücretleri ve tebligat giderleri devlet tarafından karşılanır. Dava kaybedilse bile bu masraflar sizden talep edilmez; ancak dava kazanılırsa karşı taraftan tahsil edilir.
Fazla mesai ücreti normal çalışma saatinin %50 fazlası olarak hesaplanır. Haftalık 45 saati aşan her çalışma saati fazla mesai sayılır. İşçi, son 5 yıla kadar olan fazla mesai alacaklarını talep edebilir. Fazla mesai yazılı belge, tanık veya işyeri kayıtlarıyla ispatlanabilir.
Mirası reddetmek için ölümü öğrendiğiniz tarihten itibaren 3 ay içinde sulh hukuk mahkemesine yazılı başvuru yapmanız gerekir. Ret beyanı kayıtsız şartsız olmalıdır. Mirası reddeden kişi, miras bırakanın borçlarından da sorumlu olmaz ancak miras hakkını tamamen kaybeder.
Kiracı tahliyesi belirli şartlar altında mümkündür: yazılı tahliye taahhütnamesi, iki haklı ihtar (kira borcunu ödememe), kiraya verenin veya yakınlarının konut/işyeri ihtiyacı, tadilat gerektiren yeniden inşa veya yeni malikin ihtiyacı. Tahliye davası sürecinde hukuki prosedürlere uyulmalıdır.
Tazminat davası zamanaşımı süresi, zararı ve faili öğrendiğiniz tarihten itibaren 2 yıl, her halükarda haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır. Ceza davası açılmışsa ve ceza zamanaşımı daha uzunsa, tazminat davasında da ceza zamanaşımı uygulanır.
İlk hukuki danışmanlık görüşmesi birçok avukat tarafından ücretsiz sunulmaktadır. Bu görüşmede davanızın genel değerlendirmesi yapılır. Detaylı dosya incelemesi, dava hazırlığı ve takip için ayrı ücret belirlenir. Ücret konusunu ilk görüşmede netleştirmeniz önerilir.
Adli yardımdan yararlanmak için mahkemeye başvurarak gelir durumunuzu belgeleyen evraklar (yoksulluk belgesi, maaş bordrosu vb.) sunmanız gerekir. Başvurunuz kabul edilirse avukatlık ücreti ve yargılama masrafları devlet tarafından karşılanır, size ücretsiz avukat atanır.
Cevap: Gözaltına alınan kişinin telefon kullanma hakkı kural olarak bulunmamaktadır. Ancak gerekli görülmesi halinde kolluk birimleri gözetiminde yakınlarına haber verilmesi veya avukatıyla iletişim kurulması sağlanabilmektedir. Uygulama, soruşturmanın niteliğine ve kolluk biriminin değerlendirmesine göre değişiklik gösterebilmektedir.
Velayet, boşanma halinde anne veya babadan birine verilmez; çocuğun üstün yararına göre belirlenir.
Mahkeme tek bir soruya cevap arar:
👉 “Çocuk hangi ebeveynin yanında daha sağlıklı büyür?”
Velayet, boşanma halinde anne veya babaya otomatik olarak tanınan bir hak değildir; tamamen çocuğun üstün yararı esas alınarak belirlenir. Bu nedenle mahkeme, tarafların taleplerinden veya kişisel beklentilerinden ziyade, çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimini en iyi şekilde sağlayacak koşulları dikkate alır.
Hakim, velayet konusunda karar verirken aslında tek bir temel soruya cevap arar:
👉 “Bu çocuk hangi ebeveynin yanında daha sağlıklı, güvenli ve dengeli bir şekilde büyüyecektir?”
Bu değerlendirme yapılırken çocuğun yaşı, bakım ihtiyacı, ebeveyn ile kurduğu duygusal bağ, yaşam düzeni ve mevcut çevresi gibi birçok unsur birlikte ele alınır. Dolayısıyla velayet kararı, ebeveynler arasında bir tercih değil; çocuğun geleceğini en doğru şekilde şekillendirmeye yönelik kapsamlı bir hukuki değerlendirme sonucudur.
Cevap: Evet. Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca şüphelinin ifade işlemi öncesinde avukat talep etme hakkı bulunmaktadır. Şüpheli, avukatı hazır bulunmadan ifade vermek zorunda değildir. Özellikle ceza soruşturmalarında ifade öncesinde hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır.
Ceza indirimi (iyi hal indirimi), sanığın duruşmadaki saygılı tutumu, pişmanlık göstermesi, sabıka durumu ve suçun işleniş biçimi gibi faktörlere göre hakim takdiriyle uygulanır. İyi hal indirimi cezanın 1/6 oranında indirilmesini sağlayabilir ve mahkumiyet kararlarında önemli bir faktördür.
Cevap: Adli kontrol kapsamında belirlenen imza yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılığı tarafından ihlal değerlendirmesi yapılabilir. Tekrarlayan ihlaller durumunda adli kontrol tedbirinin ağırlaştırılması veya tutuklama talebinde bulunulması söz konusu olabilmektedir.
Kusur oranı, trafik kazasında tarafların sorumluluğunu belirleyen önemli bir faktördür. Kaza tespit tutanağı, trafik kamera görüntüleri, bilirkişi raporu ve tanık beyanları değerlendirilerek belirlenir. Trafik kuralı ihlalleri (hız, kırmızı ışık, alkol) kusur tespitinde belirleyici rol oynar.
Cevap: Gözaltı süresinin tamamlanmasının ardından Cumhuriyet savcısı dosyayı değerlendirir ve gerekli görmesi halinde kişiyi tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edebilir. Tutuklama kararı, hakim tarafından yapılan sorgunun ardından verilmektedir. Her dosyanın süresi ve şartları somut olayın özelliklerine göre değişmektedir.
Adli yardım talebi reddedilirse karara karşı 7 gün içinde itiraz hakkınız bulunmaktadır. İtiraz dilekçesi aynı mahkemeye verilir ve üst mahkeme (asliye hukuk için bölge adliye mahkemesi) tarafından değerlendirilir. Ekonomik durumunuzu daha detaylı belgeleyen ek evraklar sunabilirsiniz.
Cevap: Soruşturma kapsamında hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararı doğrultusunda telefona el konulması ve dijital inceleme yapılması mümkündür. Ancak inceleme işlemlerinin hukuka uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Cevap: Hakkınızda açılan soruşturmalar bazı durumlarda e-Devlet sistemi üzerinden veya UYAP Vatandaş Portal aracılığıyla görüntülenebilmektedir. Ancak gizlilik kararı bulunan soruşturmalarda dosya bilgilerine erişim mümkün olmayabilir. Ayrıca ifade çağrısı yapılması veya kolluk tarafından iletişime geçilmesi de soruşturmanın varlığına işaret edebilmektedir.
Mobbing (işyerinde psikolojik taciz), çalışana yönelik sistematik, sürekli ve kasıtlı psikolojik baskı, aşağılama ve dışlama davranışlarıdır. Mobbing belgelendiğinde (e-posta, mesaj, tanık) maddi ve manevi tazminat davası açılabilir, iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilebilir ve kıdem tazminatı alınabilir.
Vasiyetname üç şekilde düzenlenebilir: El yazılı vasiyetname (tamamı kendi el yazısıyla, tarih ve imza), resmi vasiyetname (noter veya sulh hakimi huzurunda) ve sözlü vasiyetname (olağanüstü koşullarda iki tanık huzurunda). El yazılı vasiyetname en yaygın ve pratik olanıdır.
Cevap: Avukatlık ücretlerine ilişkin asgari ücret tarifesi her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanmakta ve Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmektedir. Bu tarife, avukatların hukuki hizmetler karşılığında talep edebilecekleri en düşük ücretleri göstermektedir.
Avukatlık Kanunu uyarınca avukatlık ücretinin, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin altında kararlaştırılması mümkün değildir. Ancak taraflar, işin niteliği, kapsamı, süresi ve zorluk derecesi dikkate alınarak tarifede belirtilen asgari ücretlerin üzerinde bir ücret konusunda serbestçe anlaşabilmektedir.
Ankara Barosu ve diğer barolar da uygulamada yol gösterici nitelikte ücret tavsiyelerinde bulunabilmekle birlikte, ülke genelinde bağlayıcı olan düzenleme Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'dir.
Kat mülkiyeti, tamamlanmış bir binadaki bağımsız bölümler üzerinde kurulan mülkiyet hakkıdır. Kat irtifakı ise henüz yapılmakta olan veya yapılacak binadaki bağımsız bölümler için kurulan geçici bir haktır. İnşaat tamamlandığında kat irtifakı, kat mülkiyetine dönüştürülür.
2026 yılında avukatlık ücretleri, yapılacak hukuki işlemin ve davanın türüne göre değişmektedir. Türkiye Barolar Birliğinin 2025–2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatlık hizmetleri bakımından uygulanabilecek asgari tutarları düzenlemektedir. Ankara Barosu da 1 Ocak–31 Aralık 2026 döneminde geçerli olmak üzere avukat ile iş sahibi arasındaki ücretlere ilişkin tavsiye niteliğinde bir çizelge yayımlamıştır.
https://www.barobirlik.org.tr/Haberler/2025-2026-tbb-avukatlik-asgari-ucret-tarifesi-aaut-resmi-gazetede-yayimlanmistir-86023
Bu nedenle ceza soruşturması, ağır ceza davası, boşanma davası, icra takibi, danışmanlık veya dilekçe hazırlanması gibi hizmetlerin ücretleri birbirinden farklıdır. Kesin ücret, dosya incelendikten ve yapılacak işlemlerin kapsamı belirlendikten sonra avukat ile iş sahibi arasında kararlaştırılmaktadır.
Cevap: Ankara ceza avukatı; soruşturma ve kovuşturma aşamalarında şüpheli, sanık, müşteki veya katılan sıfatıyla yer alan kişilere hukuki destek sağlayan avukattır. Ceza avukatı; ifade alma işlemleri, gözaltı süreçleri, tutuklama ve adli kontrol kararları, savunma hazırlanması, duruşmalara katılım, istinaf ve temyiz başvuruları gibi ceza yargılamasının tüm aşamalarında müvekkilini temsil etmektedir. Ayrıca suçtan zarar gören kişilerin şikayet ve katılma süreçlerini de takip edebilmektedir.
Tıbbi malpraktis davası (doktor hatası) açmak için öncelikle tüm tıbbi belgeler toplanmalı, Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanelerinden bilirkişi raporu alınmalı ve doktorun/hastanenin kusuru ispat edilmelidir. Dava hem doktora hem hastaneye karşı açılabilir.
Ankara Barosunun 2026 yılı için yayımladığı tavsiye niteliğindeki ücret çizelgesine göre büroda sözlü danışma ücreti ilk bir saate kadar 18.760 TL, yazılı danışma ücreti 37.380 TL, sesli veya görüntülü iletişim araçlarıyla danışma ücreti ise ilk bir saate kadar 18.900 TL olarak gösterilmiştir. Bir saati aşan görüşmelerde ayrıca süreye bağlı ücret öngörülmektedir.
Bu rakamlar Ankara Barosunun tavsiye niteliğindeki çizelgesinde yer almaktadır. Danışmanlık ücretinin kesin tutarı; görüşmenin süresine, dosyanın kapsamına, belge incelemesi gerekip gerekmediğine ve yazılı hukuki görüş hazırlanmasına göre değişebilir.
https://ankarabarosu.org.tr/upload/duyuru/2026_tavsiye_nit_tarife.pdf
Cevap: Ankara ağır ceza avukatı, ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlara ilişkin soruşturma ve davalarda hukuki destek sağlamaktadır. Kasten öldürme, uyuşturucu madde ticareti, nitelikli dolandırıcılık, yağma (gasp), cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, silahlı suç örgütü suçları, terör suçları ve devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar ağır ceza mahkemelerinde görülen davalardan bazılarıdır. Ağır ceza mahkemeleri genel olarak ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla ilgilenmektedir.
Avukata mümkün olan en erken aşamada başvurmanız önerilir. Erken hukuki müdahale; delillerin kaybolmasını önler, zamanaşımı sürelerinin kaçırılmasını engeller, haklarınızı daha etkin korumanızı sağlar ve dava sürecini kısaltabilir. Beklemek dezavantaj yaratabilir.
Cevap: Ceza yargılamasında bazı durumlarda avukat bulundurulması zorunludur. Özellikle şüpheli veya sanığın çocuk olması, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması ya da alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suç nedeniyle yargılanması halinde müdafi görevlendirilmesi zorunludur.
Bu gibi durumlarda kişi kendi avukatını seçmemiş olsa bile, baro tarafından kendisine bir avukat görevlendirilmektedir. Uygulamada bu durum "zorunlu müdafilik" veya "CMK avukatı görevlendirilmesi" olarak adlandırılmaktadır.
Bunun dışında, kanunen avukat bulundurma zorunluluğu bulunmayan dosyalarda da kişilerin soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde avukat desteği almaları hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşımaktadır.
Nafaka miktarının belirlenmesinde esas alınan temel ilke, taraflar arasındaki ekonomik dengeyi sağlamaktır. Hakim, nafaka konusunda karar verirken bir yandan nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü, diğer yandan nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını birlikte değerlendirir.
Bu çerçevede mahkeme, şu temel soruya cevap arar:
👉 “Nafaka ödeyecek kişi ne kadar ödeyebilir ve nafaka alacak kişi ne kadar desteğe ihtiyaç duymaktadır?”
Dolayısıyla nafaka, ne ödeyeni aşırı derecede zorlayacak ne de alacaklıyı yetersiz bırakacak şekilde belirlenir.
Cevap: Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında bazı durumlarda şüpheli veya sanığın avukatı bulunmasa dahi baro tarafından kendisine bir avukat görevlendirilmektedir. Bu uygulama kamuoyunda genellikle "CMK avukatı" veya "baro avukatı" olarak bilinmektedir.
Özellikle;
- Şüpheli veya sanığın çocuk olması,
- Kendisini savunamayacak derecede malul olması,
- Sağır ve dilsiz olması,
- Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suç nedeniyle soruşturma veya kovuşturma yürütülmesi,
- Gözaltına alınan kişinin avukat talep etmesi,
- Tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği önüne çıkarılan kişinin avukatının bulunmaması,
hallerinde baro tarafından müdafi görevlendirilebilmektedir.
Baro tarafından görevlendirilen avukat, diğer avukatlarla aynı hak ve yetkilere sahip olup şüpheli veya sanığın savunmasını yürütmekte ve hukuki haklarının korunmasını sağlamaktadır.
Temyiz süresi mahkeme kararının tebliğinden itibaren 15 gündür. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; süre geçirildiğinde karar kesinleşir ve itiraz hakkı kaybedilir. Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeye sunulur ve Yargıtay tarafından incelenir.
Cevap: Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında bazı durumlarda şüpheli veya sanığın kendi avukatı bulunmasa bile baro tarafından kendisine bir avukat görevlendirilmektedir. Bu avukat uygulamada "CMK avukatı" veya "zorunlu müdafi" olarak adlandırılmaktadır.
Özellikle;
- Şüpheli veya sanığın çocuk olması,
- Şüpheli veya sanığın kendisini savunamayacak derecede malul olması,
- Şüpheli veya sanığın sağır ve dilsiz olması,
- Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suç nedeniyle soruşturma veya kovuşturma yürütülmesi,
- Gözaltına alınan kişinin avukat talep etmesi,
- Tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği önüne sevk edilen kişinin avukatının bulunmaması,
durumlarında CMK kapsamında avukat görevlendirilebilmektedir.
CMK avukatı, baro tarafından görevlendirilmekte olup diğer avukatlarla aynı hak ve yetkilere sahiptir. Görevlendirilen avukat, şüpheli veya sanığın savunmasını yapmakta ve ceza soruşturması ile yargılama sürecinde hukuki haklarının korunmasını sağlamaktadır.
Cevap: Türk hukuk sisteminde belirli şartların varlığı halinde kişilere baro tarafından ücretsiz avukat görevlendirilebilmektedir. Bu uygulama genellikle "CMK avukatı" veya "adli yardım kapsamında avukat görevlendirilmesi" olarak bilinmektedir.
Ceza yargılamasında özellikle;
- Şüpheli veya sanığın çocuk olması,
- Kendisini savunamayacak derecede malul olması,
- Sağır ve dilsiz olması,
- Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suç nedeniyle yargılanması,
- Gözaltına alınan kişinin avukat talep etmesi,
- Tutuklama talebiyle hakim önüne çıkarılan kişinin avukatının bulunmaması,
durumlarında baro tarafından avukat görevlendirilebilmektedir.
Bunun yanında, maddi durumu avukatlık ücretini karşılamaya elverişli olmayan kişiler de gerekli şartları taşımaları halinde baroların adli yardım bürolarına başvurarak ücretsiz avukat talebinde bulunabilmektedir.
Ücretsiz avukat görevlendirilip görevlendirilmeyeceği, başvurunun niteliği ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde baro tarafından değerlendirilmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin bakmakla yükümlü olduğu veya destek verdiği kişilere (eş, çocuklar, anne-baba) ödenen tazminattır. Ölenin geliri, yaşı, bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısı ve bağımlılık derecesi hesaplamada esas alınır.
Cevap: Maddi durumu avukatlık ücretini karşılamaya elverişli olmayan kişiler, bulundukları ildeki baronun Adli Yardım Bürosu'na başvurarak ücretsiz avukat talebinde bulunabilmektedir.
Başvuru sırasında genellikle kimlik belgesi, gelir durumunu gösteren belgeler ve maddi yetersizliği ortaya koyan evraklar talep edilmektedir. Baro tarafından yapılan inceleme sonucunda kişinin adli yardım şartlarını taşıdığı değerlendirilirse, dosyanın takibi için bir avukat görevlendirilebilmektedir.
Ceza soruşturmalarında ise ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında bazı durumlarda kişinin talebi üzerine veya kanunen zorunlu hallerde baro tarafından CMK avukatı görevlendirilebilmektedir. Özellikle gözaltına alınan kişilerin avukat talep etme hakkı bulunmaktadır.
Baro tarafından görevlendirilen avukatlar diğer avukatlarla aynı hak ve yetkilere sahip olup, hukuki sürecin yürütülmesi ve kişinin haklarının korunması amacıyla görev yapmaktadır.
Adli yardımla atanan avukatınızı haklı sebeplerle değiştirebilirsiniz. Avukatın görevi ihmal etmesi, iletişim kurulamaması veya güven kaybı gibi durumlarda baro başkanlığına gerekçeli dilekçe ile başvurmanız gerekir. Baro değerlendirme sonucu yeni avukat atayabilir.
Cevap: Evet. Ankara'da veya Türkiye'nin herhangi bir yerinde gözaltına alınan kişinin avukat talep etme hakkı bulunmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında gözaltına alınan kişi, ifade işlemleri başlamadan önce bir avukatla görüşebilir ve avukatı hazır bulunmadan ifade vermek istemediğini belirtebilir.
Kişinin özel olarak belirlediği bir avukatı bulunmaması halinde ise, talebi üzerine baro tarafından CMK kapsamında bir avukat görevlendirilebilmektedir. Özellikle gözaltı sürecinde müdafi yardımından yararlanma hakkı, adil yargılanma hakkının önemli güvencelerinden biridir.
Ayrıca gözaltındaki kişi, avukatıyla başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşme hakkına sahiptir ve bu görüşmeler kural olarak gizlidir. Ancak bazı istisnai suç tiplerinde kanunda öngörülen sınırlamalar uygulanabilmektedir.
İş kazası tazminatı talep etmek için kazanın SGK'ya bildirilmiş olması, kaza raporu ve tedavi belgelerinin bulunması gerekir. İşverenin iş güvenliği önlemlerini almadığı tespit edilirse (kusurlu ise) maddi tazminat, manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir.
Cevap: Boşanma davasının süresi, davanın anlaşmalı veya çekişmeli olmasına, mahkemenin iş yoğunluğuna, delillerin toplanma sürecine ve tarafların taleplerine göre değişiklik göstermektedir.
Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede sonuçlanmakta olup ortalama 1 ila 3 ay içerisinde tamamlanabilmektedir. Çekişmeli boşanma davaları ise tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi, velayet değerlendirmeleri ve delil toplama süreçleri nedeniyle ortalama 1 ila 3 yıl arasında sürebilmektedir. İstinaf ve temyiz süreçlerinin de eklenmesi halinde bu süre daha da uzayabilmektedir.
Miras davalarında zamanaşımı süreleri dava türüne göre değişir. Tenkis davası miras bırakanın ölümünden itibaren 10 yıl, miras sebebiyle istihkak davası (miras mallarının iadesi) 10 yıl, mirasın reddi süresi ise 3 aydır. Bu süreler hak düşürücüdür.
Cevap: Ağır ceza davalarının süresi; suçun niteliğine, sanık sayısına, delil durumuna, bilirkişi incelemelerine ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişmektedir.
Uygulamada ağır ceza mahkemelerinde görülen davalar ortalama olarak 1 ila 3 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Ancak örgütlü suçlar, uyuşturucu madde ticareti suçları, çok sanıklı dosyalar veya kapsamlı dijital delil incelemesi gerektiren soruşturmalarda bu süre 5 yıl veya daha uzun sürelere ulaşabilmektedir. Ayrıca istinaf ve temyiz süreçleri de toplam yargılama süresini uzatabilmektedir.
İzale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davası, paylı veya elbirliği mülkiyetindeki malların paylaştırılması için açılır. Mal aynen taksim edilebiliyorsa bölünür; edilemiyorsa satış yoluyla paraya çevrilir ve pay sahiplerine dağıtılır. Her paydaş bu davayı açabilir.
Cevap: Anlaşmalı boşanma davaları, tarafların boşanma ve boşanmanın tüm sonuçları konusunda anlaşmış olmaları nedeniyle çekişmeli boşanma davalarına göre çok daha kısa sürede sonuçlanmaktadır.
Uygulamada anlaşmalı boşanma davaları çoğu zaman tek celsede tamamlanmakta olup, mahkemenin iş yoğunluğuna göre ortalama olarak 10 gün ile 2 ay arasında sonuçlanabilmektedir. Tarafların duruşmaya katılması, anlaşmalı boşanma protokolünün eksiksiz hazırlanması ve gerekli belgelerin tam olarak sunulması sürecin hızlı ilerlemesini sağlamaktadır.
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu uyarınca anlaşmalı boşanma davası açılabilmesi için tarafların en az bir yıl evli kalmış olmaları gerekmektedir. Bir yıllık evlilik süresi dolmadan anlaşmalı boşanma yoluna başvurulması mümkün değildir.
Kararın kesinleşme süresi ise istinaf hakkından feragat edilip edilmemesine göre değişebilmekte olup, çoğu dosyada boşanma kararının kesinleşmesi birkaç hafta içerisinde gerçekleşmektedir.
Cevap: Gözaltı kararı kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından verilmektedir. Ancak suçüstü hali gibi gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda kolluk görevlileri tarafından da geçici olarak gözaltı işlemi uygulanabilmekte, durum derhal Cumhuriyet savcısına bildirilmektedir.
İş kazası tazminatı hesaplanırken işçinin maluliyet (sakatlık) oranı, yaşı, gelir durumu, kalan çalışma süresi ve işverenin kusur oranı dikkate alınır. SGK tarafından bağlanan gelir düşüldükten sonra kalan zarar, işverenden maddi ve manevi tazminat olarak talep edilebilir.
Cevap: Evet. Bireysel olarak işlenen suçlarda gözaltı süresi kural olarak yirmi dört saattir. Ancak toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısının kararıyla gözaltı süresi uzatılabilmektedir. Her olayın özelliklerine göre süre farklılık gösterebilmektedir.
Evet, online hukuki danışmanlık hizmeti alabilirsiniz. Video konferans (Zoom, Google Meet), telefon görüşmesi veya e-posta yoluyla avukatınızla iletişim kurabilirsiniz. Özellikle şehir dışındaki müvekkiller için pratik bir çözümdür. Belgeler dijital ortamda paylaşılabilir.
Cevap: Evet. Soruşturmanın konusu ve delil durumu dikkate alınarak gözaltına alınan kişinin cep telefonu, bilgisayarı veya diğer dijital materyallerine el konulabilmektedir. El koyma işlemlerinin hukuka uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Cevap: Şüphelinin ifade işlemlerine katılması gerekmekle birlikte, kişinin susma hakkı bulunmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca hiç kimse kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaz. Bu nedenle kişi, avukatıyla görüştükten sonra ifade vermeyi tercih edebilir veya susma hakkını kullanabilir.
Boşanma davasında avukat tutmak yasal olarak zorunlu değildir; taraflar kendilerini bizzat temsil edebilir. Ancak boşanmanın karmaşık hukuki süreçleri, mal paylaşımı, velayet ve nafaka gibi kritik konular nedeniyle uzman bir avukattan destek almak haklarınızı korumanız için şiddetle tavsiye edilir.
Cevap: Hayır. Yakalama kararı, kişinin özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanarak kolluk birimleri tarafından kontrol altına alınmasını ifade etmektedir. Gözaltı ise yakalama sonrasında Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda uygulanan ve soruşturma işlemlerinin yürütülmesi amacıyla kişiyi belirli süreyle özgürlüğünden yoksun bırakan ayrı bir koruma tedbiridir.
Maluliyet raporu almak için Adli Tıp Kurumu veya Sağlık Bakanlığı yetkili hastanelerinden randevu alınır. Başvuru sırasında tüm tedavi belgeleri, ameliyat raporları, MR/röntgen görüntüleri sunulmalıdır. Heyet muayenesi sonrası maluliyet oranı belirlenir ve rapor düzenlenir.
Cevap: Banka hesabının veya IBAN bilgisinin üçüncü kişilere kullandırılması halinde, hesabın suçtan elde edilen gelirlerin aktarılmasında veya dolandırıcılık suçlarında kullanılması durumunda hesap sahibi hakkında ceza soruşturması yürütülebilmektedir.
Kişinin ceza sorumluluğunun bulunup bulunmadığı; olayın özelliklerine, kişinin kastına, hesabın hangi amaçla kullandırıldığına ve dosya kapsamındaki delillere göre değerlendirilmektedir. Bu nedenle banka hesabı veya IBAN bilgilerinin üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına izin verilmesi ciddi hukuki riskler doğurabilmektedir.
Haksız fesihte işçi; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kullanılmayan yıllık izin ücreti, fazla mesai alacakları ve varsa diğer işçilik alacaklarını talep edebilir. Ayrıca iş güvencesi kapsamındaysa işe iade davası açarak işine geri dönebilir veya ek tazminat alabilir.
Cevap: Kripto para dolandırıcılığı olaylarında zararın giderilip giderilemeyeceği; transferlerin gerçekleştirildiği platforma, cüzdan hareketlerine, soruşturma sürecine ve tespit edilebilen delillere göre değişiklik göstermektedir.
Bazı durumlarda savcılık soruşturması kapsamında dijital cüzdan hareketleri incelenebilmekte ve suçtan elde edilen malvarlığı değerlerine yönelik koruma tedbirleri uygulanabilmektedir. Ancak kripto para işlemlerinin yapısı nedeniyle her olay kendi koşulları içerisinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Dolandırıcılık olaylarında erken başvuru yapılması ve delillerin hızlı şekilde korunması büyük önem taşımaktadır.
Veraset ilamı (mirasçılık belgesi) sulh hukuk mahkemesinden veya noterden alınabilir. Başvuru için nüfus kayıt örneği, ölüm belgesi ve kimlik fotokopisi gerekir. Noter başvurusu daha hızlıdır ancak itiraz durumunda mahkemeye yönlendirilir. İlam, mirasçıları ve paylarını gösterir.
Cevap: Papara hesabının üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına izin verilmesi, hesabın dolandırıcılık, yasa dışı bahis veya suçtan elde edilen gelirlerin aktarılması amacıyla kullanılması halinde hesap sahibi açısından ceza soruşturmasına neden olabilmektedir.
Ancak her olay kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmektedir. Hesap sahibinin olaydan haberdar olup olmadığı, maddi menfaat sağlayıp sağlamadığı ve suçun işlenmesine bilerek katkıda bulunup bulunmadığı soruşturma kapsamında incelenmektedir.
Bu nedenle Papara hesabı, banka hesabı veya elektronik para hesaplarının üçüncü kişilere kullandırılması ciddi hukuki riskler doğurabilmektedir.
Gayrimenkul alım-satımında tapu kaydının incelenmesi, imar durumu araştırması, belediye borç ve haciz sorgulaması mutlaka yapılmalıdır. Ayrıca gayrimenkulün fiili durumu kontrol edilmeli, varsa kiracı durumu öğrenilmeli ve alım-satım sözleşmesi noter huzurunda düzenlenmelidir.
Cevap: Hayır. Bitcoin ve diğer kripto varlıkların satın alınması, satılması veya yatırım amacıyla kullanılması tek başına suç teşkil etmemektedir.
Ancak kripto varlıkların dolandırıcılık, kara para aklama, yasa dışı bahis veya suçtan elde edilen gelirlerin aktarılması amacıyla kullanılması halinde ilgili kişiler hakkında ceza soruşturması yürütülebilmektedir.
Bu nedenle kripto para işlemlerinin yasal platformlar aracılığıyla ve mevzuata uygun şekilde gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır.
Haksız tutuklama tazminatı, beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar sonrası talep edilebilir. Karar kesinleştikten sonra 3 ay ve her halükarda 1 yıl içinde ağır ceza mahkemesine başvurulmalıdır. Tutuklu kalınan süre için maddi ve manevi tazminat ödenir.
Cevap: Bitcoin ve diğer kripto varlıklara ilişkin dolandırıcılık olaylarında zararın giderilip giderilemeyeceği, olayın özelliklerine, transferlerin izlenebilirliğine ve soruşturma kapsamında elde edilen delillere göre değişmektedir.
Bazı durumlarda savcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında dijital cüzdan hareketleri incelenebilmekte ve suçtan elde edilen malvarlığı değerlerine ilişkin koruma tedbirleri uygulanabilmektedir. Ancak kripto varlık transferlerinin teknik yapısı nedeniyle her olay ayrı olarak değerlendirilmektedir.
Bu nedenle kripto para dolandırıcılığına maruz kalınması halinde banka kayıtları, işlem dekontları, mesajlaşmalar ve cüzdan adresleri gibi delillerin korunması ve gecikmeden hukuki başvuruların yapılması önem taşımaktadır.
Cevap: Banka hesabının, IBAN bilgisinin, Papara hesabının veya diğer elektronik para hesaplarının üçüncü kişilere kullanım karşılığında verilmesi, kamuoyunda sıklıkla "hesap kiralama" olarak adlandırılmaktadır.
Hesabın dolandırıcılık, yasa dışı bahis, suçtan elde edilen gelirlerin aktarılması veya benzeri suçlarda kullanılması halinde hesap sahibi hakkında ceza soruşturması yürütülebilmektedir. Özellikle hesabını belirli bir ücret veya komisyon karşılığında başkalarının kullanımına bırakan kişiler, olayın özelliklerine göre çeşitli suçlardan sorumlu tutulabilmektedir.
Ancak her olay kendi somut koşulları çerçevesinde değerlendirilmektedir. Kişinin suçtan haberdar olup olmadığı, maddi menfaat sağlayıp sağlamadığı, hesabın kullanım amacını bilip bilmediği ve dosya kapsamındaki deliller soruşturma makamları tarafından ayrıca incelenmektedir.
Bu nedenle banka hesabı, IBAN bilgileri, Papara hesabı veya kripto para cüzdanlarının üçüncü kişilere kullandırılması ciddi hukuki riskler doğurabilmektedir.
Kural olarak limited şirket ortakları yalnızca taahhüt ettikleri sermaye payı kadar sorumludur. Ancak vergi ve SGK gibi kamu borçları bakımından belirli şartlar altında şahsi sorumluluk doğabilmektedir.
Şirketten tahsil edilemeyen kamu alacakları bakımından ortakların sermaye payları oranında sorumluluğu gündeme gelebilmektedir.
Hayır. Şirket faaliyetleri tamamen sona ermez ancak maaş ödemeleri, tedarikçi ödemeleri ve günlük ticari işlemler önemli ölçüde etkilenebilir.
Borç ödenerek, yapılandırma yapılarak veya hukuki itiraz yollarına başvurularak şirket hesabındaki haczin kaldırılması mümkün olabilmektedir.
Evet. Vergi dairesi şirket adına kayıtlı araçlara haciz uygulayabilmekte ve gerekli şartların oluşması halinde araçların satışını gerçekleştirebilmektedir.
Hayır. Şirketin kapanması veya ticaret sicilinden silinmesi vergi borçlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Ortaklık döneminde doğmuş ve şirketten tahsil edilemeyen kamu borçları bakımından eski ortağın sorumluluğu devam edebilmektedir.
Şirket müdürleri veya kanuni temsilciler, belirli şartların varlığı halinde vergi borçlarından şahsen sorumlu tutulabilmektedir.
Kural olarak hayır. Ancak kamu borçları nedeniyle ortakların şahsi sorumluluğunun doğduğu durumlarda şahsi araçlara da haciz uygulanabilmektedir.
Şirketten tahsil edilemeyen vergi ve SGK borçları bakımından ortakların şahsi banka hesaplarına haciz uygulanması mümkün olabilmektedir.
Hayır. Telefon görüşmeleri, mesaj kayıtları veya HTS kayıtları tek başına mahkumiyet için yeterli kabul edilmemektedir. Bu tür kayıtların diğer delillerle desteklenmesi gerekmektedir. Her olay kendi özellikleri içerisinde değerlendirilir.
Uyuşturucu maddenin kişinin üzerinde bulunmaması her zaman ceza verilmeyeceği anlamına gelmez. Savcılık ve mahkemeler olayın tüm delillerini birlikte değerlendirir. Ancak kişinin uyuşturucu madde ile bağlantısını ortaya koyan yeterli delil bulunmaması halinde beraat kararı verilmesi mümkündür.
Hayır. Aynı evde bulunmak veya aynı adreste ikamet etmek tek başına cezai sorumluluk doğurmaz. Ceza sorumluluğu şahsidir. Her kişinin olayla olan bağlantısı ve bilgisi ayrı ayrı değerlendirilir.
Uyuşturucu maddenin başka bir kişiye ait olduğu yönündeki savunmalar somut delillerle desteklenmelidir. Tanık beyanları, kamera kayıtları, parmak izi incelemeleri ve diğer deliller bu değerlendirmede önem taşıyabilir. Her dosya kendi koşulları içerisinde incelenmektedir.
Bence bunları “Uyuşturucu Ticareti Suçu (TCK 188)” makalesinin altına SSS olarak eklemen oldukça doğal durur ve içeriği güçlendirir. Ayrıca bunlar mevcut makalenle de doğrudan bağlantılı sorular olduğu için yapay görünmezler.
Yüklü miktarda uyuşturucu madde ele geçirilmesi, soruşturma makamları tarafından çoğu zaman uyuşturucu ticareti suçuna ilişkin önemli bir delil olarak değerlendirilmektedir. Ancak uyuşturucu maddenin miktarı tek başına belirleyici değildir. Mahkemeler uyuşturucunun ele geçiriliş şekli, paketlenme durumu, hassas terazi veya satışa ilişkin diğer delillerin bulunup bulunmadığı gibi hususları birlikte değerlendirir. Somut olayın özelliklerine göre, yüksek miktarda uyuşturucu bulunmasına rağmen kullanma amacıyla bulundurma savunmasının kabul edildiği dosyalar da bulunmaktadır.
Bence bu soru, TCK 188 makalesinin altındaki SSS bölümüne oldukça yakışır ve hem vatandaşın hem de meslektaşların dikkatini çekebilir.
Sorunuzu bulamadınız mı?
Hukuki sorularınız için bize ulaşın, uzman avukatlarımız size yardımcı olsun.